Sağlıklı Markalar-Özel Haber
Tavşan Ralph’le birlikte markaların hayvanların üzerinde yaptığı deneyler gündemden düşmedi. İnsanların hayvanları deneylerde kullandıktan sonra yük olarak gördükleri için öldürdüklerinin altını çizen Deneye Hayır Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yağmur Özgür Güven, “Tavşan Ralph’in farkındalık yaratıp yaratmayacağını zamanla göreceğiz.” dedi ve ekledi: “Kozmetik ürünlerle ilgili bir uyanış yaşandı ama bir gün, bir bulaşıcı hastalığın aşı çalışmalarında kullanılan bir hayvan ile benzer bir video aracılığıyla yüzleşildiğinde acaba nasıl bir tepki vereceğiz?”
Son günlerde Tavşan Ralph’le birlikte daha çok gündeme gelen markaların hayvanlar üzerinde yaptığı deneyler üzerine Sağlıklı Markalar’dan Hakan Akar Deneye Hayır Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Başka Bir Hayat Diliyorum Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Yağmur Özgür Güven’le bir özel röportaj gerçekleştirdi.
Ülkemizde deneylerde kullanılan hayvanların refahına ve hayvan deneylerine dair yasal metinler olduğunu hatırlatan Deneye Hayır Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yağmur Özgür Güven, “Bunlardan bir tanesi 2011 yılında son halini almış olan “Deneysel ve Diğer Bilimsel Amaçlar için Kullanılan Hayvanların Refah ve Korunmasına Dair Yönetmelik”, diğeri de 2014’te çıkartılan “Hayvan Deneyleri Etik Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik”. 2011 tarihli yönetmelik, deneylerde kullanılacak hayvanların bakımı, yetiştirilmesi ve hayvan deneylerini yapacak kuruluşların teşekkülünü ele alıyor. 2014 tarihli yönetmelik ise hayvan deneylerine izin vermeye yetkili merci olan etik kurulların işleyişini ele alıyor.” şeklinde konuştu.
Hayvanları yük olarak gördükleri için öldürüyorlar
Hayvan deneyleriyle ilgili yasal metinler oluşturmuş tüm ülkelerde durumun hemen hemen aynı olduğunu, zaten ülkelerin birbirlerinin mevzuatlarını örnek aldığını söyleyen Yağmur Özgür Güven, “Dolayısıyla tüm ülkelerde standart olan pek çok şey var, örneğin kafes boyutları, öldürme yöntemleri, yerel etik kurulların işleyişi vs. üzerinde çalışma yapılan hayvanlar ya çalışma sırasında ya da çalışmadan ötürü sonrasında ölüyor, bazen de doku toplama gibi sebeplerle bilerek öldürülüyorlar. Ama bu dediklerimin olmadığı durumda da öldürülüyorlar. Çünkü bakım ve barındırma maliyeti gibi etkenler nedeniyle bu hayvanlar bir “yük” oluyor merkezler için ki bu da en az deneylerde kullanılmaları kadar kabul edilemez.” açıklamasında bulundu.
Yağmur Özgür Güven, Tavşan Ralph’in Türkiye’de bir farkındalık yaratıp yaratmayacağı sorusu üzerine ise şöyle cevap verdi: “Açıkçası bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü Tavşan Ralph’le birlikte bir ilk yaşandı. Zaten ülkemizdeki deney karşıtı hayvan hakları hareketi henüz çok yeni ve bu alanın dinamiklerinden ötürü değişim hemen değil, yıllar sonra görülüyor. Kozmetik ürünlerle ilgili bir uyanış yaşandı ama eğer bir gün, bir bulaşıcı hastalığın aşı çalışmalarında kullanılan bir hayvan ile benzer bir video aracılığıyla yüzleşildiğinde acaba nasıl bir tepki vereceğiz?”

İnsanların çoğu çıkarları için hayvanları feda edilebilir görüyor
Ülke fark etmeksizin, üzerinde yaşadığımız gezegenin her yerinde hayvanların canının ucuz olduğunun altını çizen Yağmur Özgür Güven, “İnsanlar çıkarları için hayvanları feda edebilir görüyor, eşya ile insan arasında bir canlı olarak konumlandırılıyorlar. Eğer bir insanın bakım ve sorumluluğunda ise ve zarar görüyorsa “sahipli” kabul edilerek “zarar verilen bir eşya” statüsündeler, bir laboratuvardaysa “laboratuvar ekipmanı” olarak görülüyorlar.” dedi.
Yağmur Özgür Güven son olarak hayvan deneylerinin ve deney karşıtı mücadelenin tarihi, hayvan deneylerinin etik ve bilimsel boyutu ve alternatif yöntemlerin anlatıldığı dilimizdeki tek kaynak olan “Hayvan Deneyleri-Hayvanlar Bizim İçin Mi Var?” kitabıyla sözlerini tamamladı:
“Kitabımızda hayvan deneylerinin tarihine ve deney karşıtı hayvan hakları mücadelesine dair yaşanmış pek çok olay ve hayvanın öyküsüne de yer verdik. Bu öykülerde yer alan hayvanların hepsinin yaşadıkları çok üzücü elbette. Ama insanın ne kadar gaddar olabileceğine dair en net örneklerden biri, Mabel’in öyküsü. Mabel bir dişi maymun, 1982’de bir deney laboratuvarında doğuyor ve yaşadığı süre boyunca altı hamilelik yaşıyor. Sadece iki bebeği canlı doğabiliyor ve hamilelikleri esnasında rahmindeki fetüslere emg elektrotları takılarak daha doğmamış bebekleri üstünde de çalışmalar yapılıyor. Deneysel çalışma amaçlı tam 11 ameliyat geçiriyor ve hemen hiç birinde ameliyat sonrası ağrı kesici verilmiyor. Ameliyatlardan birinde, karnında bir metal tel unutuluyor. Mabel, ona yaşatılan fiziksel ve psikolojik şiddetten ötürü kendi parmaklarını yemeye başlıyor ve iki parmağı mecburen kesiliyor. Ve on yıllık yaşamının 1613 gününü, yani 4 yılı aşkın zamanı, bir kafesin içinde tek başına geçiriyor.”




